Paul Sussman Kimdir? Arkeoloji, Gizem ve Macerayı Birleştiren Bir Yazar
Antik mezarlar, çölün altında kaybolmuş ordular, binlerce yıldır bulunamayan kutsal emanetler, gizemli cinayetler ve geçmişten günümüze uzanan sırlar…
Eğer bu kelimeler bile sizde bir kitabı açıp okumaya başlama isteği uyandırıyorsa, Paul Sussman kesinlikle tanışmanız gereken yazarlardan biri.
İngiliz gazeteci, romancı ve arkeolog Paul Sussman, özellikle arkeolojik gerilim ve macera romanlarıyla tanındı. Onu benzer türde yazan pek çok yazardan ayıran en önemli özellik ise anlattığı dünyanın yalnızca hayal gücünden ibaret olmamasıydı. Sussman gerçekten arkeolojiyle uğraşmış, Mısır'da kazılara katılmış ve özellikle Krallar Vadisi'nde saha çalışmaları yapmış bir isimdi.
Bu nedenle romanlarında bir mezarın içine girdiğinizde, çölün ortasında ilerlediğinizde veya eski bir Mısır kalıntısının arasında dolaştığınızda mekânlar çoğu zaman dekor gibi değil, hikâyenin gerçek bir parçası gibi hissettiriyor.
Paul Sussman Kimdir?
Paul Nicholas Sussman, 1966 yılında İngiltere'de doğdu. Cambridge Üniversitesi'nde tarih eğitimi aldı. Hayatı ise klasik bir yazar biyografisinden biraz daha renkliydi: Fransa'da mezar kazıcılığı yaptı, Harrods'ta puro sattı, tiyatroyla uğraştı ve gazetecilik yaptı. Daha sonra The Big Issue için çalıştı; yazıları The Guardian, The Independent, Evening Standard ve CNN gibi yayınlarda yer aldı.
Fakat çocukluğundan beri onu en fazla etkileyen konulardan biri arkeolojiydi.
Bu merak özellikle Antik Mısır'a yöneldi ve Sussman sonunda yalnızca Mısır hakkında kitap okuyan biri olmakla kalmayıp sahada çalışan bir arkeoloğa dönüştü. 1998 yılında Krallar Vadisi'ndeki kazı çalışmalarına katıldı.
İşte romanlarının temelinde de bu iki büyük tutkusu bulunuyordu:
Yazmak ve arkeoloji.
Bunlara Orta Doğu tarihi ve siyasetine duyduğu ilgiyi de eklediğinizde Paul Sussman'ın kendine özgü roman tarzı ortaya çıktı.
Paul Sussman Nasıl Kitaplar Yazıyor?
Paul Sussman'ın romanlarını tek bir kelimeyle tanımlamak gerekirse en uygun ifade muhtemelen:
Arkeolojik gerilim.
Ancak kitapları yalnızca eski eserlerin peşinde koşulan macera romanları değil.
Sussman genellikle hikâyeyi iki farklı dünyanın üzerine kuruyor. Bir tarafta binlerce yıl öncesine dayanan tarihî veya arkeolojik bir gizem bulunuyor. Diğer tarafta ise günümüzde işlenen cinayetler, polis soruşturmaları, siyasi çatışmalar ve suç örgütleri yer alıyor.
Başlangıçta birbirinden tamamen bağımsız görünen olaylar ilerleyen bölümlerde birleşmeye başlıyor.
Okur da karakterlerle birlikte şu sorunun peşinden gidiyor:
Binlerce yıl önce yaşanan bir olayın bugün işlenen cinayetlerle ne ilgisi olabilir?
Sussman'ın kitaplarının sürükleyiciliği büyük ölçüde buradan geliyor.
Indiana Jones ile Polisiye Roman Arasında
Paul Sussman'ın tarzını zihinde canlandırmanın kolay yollarından biri onu Indiana Jones tarzı arkeolojik macera ile modern polisiye-gerilim romanının birleşimi olarak düşünmek.
Fakat Sussman'ın hikâyeleri çoğu zaman klasik macera filmlerinden daha karanlık ve daha gerçekçi.
Kahramanların karşısına yalnızca gizli mezarlar ve antik bilmeceler çıkmıyor. Terör, kaçakçılık, cinayet, siyasi çıkarlar, dinî çatışmalar ve modern Orta Doğu'nun sorunları da hikâyelerin önemli parçaları hâline geliyor.
Bu nedenle kitaplarda hem “Acaba kayıp hazine nerede?” merakı hem de “Bu cinayeti kim işledi?” sorusu aynı anda ilerleyebiliyor.
Sussman'ın romanlarının “Da Vinci Şifresi'nin daha entelektüel okura yönelik cevabı” şeklinde tanımlanması da biraz bundan kaynaklanıyor.
Paul Sussman'ın Kitapları
1. Kambiz'in Kayıp Ordusu — The Lost Army of Cambyses
Paul Sussman denildiğinde akla gelen ilk romanlardan biri budur.
Hikâyenin çıkış noktası gerçekten de oldukça etkileyici bir tarihî gizemdir.
Pers Kralı II. Kambyses'in MÖ 6. yüzyılda Mısır'daki Siwa Vahası'na doğru gönderdiği söylenen büyük bir ordunun çölde ortadan kaybolması…
Sussman bu tarihî anlatıyı modern Mısır'da gerçekleşen cinayetlerle birleştirir.
Luxor polisinden Yusuf Khalifa, görünüşte birbirinden bağımsız olayları araştırırken kendisini binlerce yıl öncesine uzanan çok daha büyük bir gizemin içinde bulur.
Kitabın en güçlü tarafı çöl atmosferidir.
Eski Mısır, Pers tarihi, arkeoloji, cinayet soruşturması ve modern macera iç içe geçer.
Tür: Arkeolojik gerilim / polisiye / tarihî gizem
Tempo: Yüksek
Antik Mısır atmosferi: Çok güçlü
Macera: Çok yüksek
2. Tapınağın Son Sırrı — The Last Secret of the Temple
Bu romanda Yusuf Khalifa yeniden karşımıza çıkar.
Fakat bu kez hikâyenin merkezindeki tarihî gizem Mısır'ın sınırlarını aşar.
Roman, Kudüs'teki antik tapınakların tarihinden kayıp kutsal emanetlere, II. Dünya Savaşı'ndan İsrail-Filistin çatışmasına kadar uzanan oldukça geniş bir tarihsel zemine sahiptir.
Sussman burada arkeolojik macerayı daha yoğun bir siyasi gerilimle birleştirir.
Bu nedenle ilk kitaptaki yoğun Mısır ve çöl macerasını bekleyenler için biraz farklı bir deneyim olabilir. Buna karşılık tarih, dinler tarihi, arkeoloji ve polisiye sevenler için oldukça zengin bir hikâye sunar.
Tür: Tarihî gizem / polisiye / siyasi gerilim
Tempo: Orta-yüksek
Arkeoloji: Yüksek
Politik unsurlar: Çok yüksek
3. Gizli Vaha — The Hidden Oasis
Paul Sussman'ın macera tarafının en fazla öne çıktığı romanlardan biridir.
Hikâyenin merkezinde Sahra'nın büyük efsanelerinden biri bulunur:
Zerzura'nın kayıp vahası.
Çölün derinliklerinde bulunduğuna inanılan gizemli bir vaha…
Sussman bu efsaneyi modern bir maceranın merkezine yerleştirir ve karakterlerini Libya Çölü'nün en ıssız bölgelerine doğru sürükler.
Arkeolojik keşif, kayıp yerler ve çölde hayatta kalma hikâyelerini seven okurlar için yazarın en ilgi çekici kitaplarından biridir. Dönemin El País değerlendirmesinde de yazarın eserleri arasında özellikle bu roman öne çıkarılmıştır.
Tür: Arkeolojik macera / gerilim
Tempo: Yüksek
Çöl atmosferi: Çok yüksek
Keşif duygusu: Çok yüksek
4. Osiris Labirenti — The Labyrinth of Osiris
Paul Sussman'ın son tamamladığı romanıdır.
Burada Yusuf Khalifa'nın hikâyesi yeniden devam eder ve Kudüs polisi dedektifi Arieh Ben-Roi ile yolları tekrar kesişir.
Bir cinayet soruşturması karakterleri giderek büyüyen bir komplonun ve arkeolojik gizemin içine sürükler.
Kitap, polisiye tarafı ile arkeolojik gerilimi Sussman'ın diğer romanlarına kıyasla belki de en dengeli biçimde birleştiren eserlerinden biridir. Yazarın kendi sitesi de romanı hem sert bir polisiye hem de yüksek tempolu bir arkeolojik gerilim olarak tanımlıyor.
Tür: Polisiye / arkeolojik gerilim
Tempo: Çok yüksek
Gizem: Çok yüksek
Arkeoloji: Yüksek
5. The Final Testimony of Raphael Ignatius Phoenix
Sussman'ın diğer romanlarından oldukça farklıdır.
Aslında yazarın yazdığı ilk roman olmasına rağmen ölümünden sonra, 2014 yılında yayımlandı.
Arkeolojik maceradan ziyade karanlık mizah, suç ve sıra dışı bir karakter anlatısı ön plandadır.
Bu nedenle Paul Sussman'ı Antik Mısır ve arkeoloji için okuyorsanız başlangıç kitabı olarak bunu tercih etmek çok doğru olmayabilir.
Kitapları Birbirinin Devamı mı?
Kısmen.
Özellikle Yusuf Khalifa karakterinin yer aldığı romanlar arasında bağlantılar bulunuyor. Bu nedenle yayın sırasına göre okumak karakterleri ve ilişkileri takip etmek açısından daha keyifli olabilir.
Ancak romanların merkezindeki arkeolojik gizemler büyük ölçüde kendi hikâyelerini oluşturduğu için kitapları bağımsız olarak okumak da mümkün.
Paul Sussman'la ilk kez tanışacak biri için en mantıklı başlangıç ise hiç şüphesiz Kambiz'in Kayıp Ordusu.
Peki Paul Sussman Akıcı mı?
Bence Paul Sussman'ın en güçlü taraflarından biri tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Kitapları genellikle yüzlerce sayfa olmasına rağmen klasik tarihî romanlardaki ağır anlatım hissini pek vermiyor.
Bunun nedeni bölümlerin çoğunlukla olay odaklı ilerlemesi.
Bir cinayet gerçekleşiyor.
Yeni bir ipucu bulunuyor.
Arkeolojik bir bilgi ortaya çıkıyor.
Hikâye başka bir karaktere geçiyor.
Ardından geçmişte yaşanan bir olayın bugünkü soruşturmayla bağlantısı beliriyor.
Bu yapı sürekli olarak “bir bölüm daha okuyayım” hissi yaratıyor.
Üstelik arkeolojik bilgiler hikâyeye ansiklopedik bilgi şeklinde eklenmek yerine çoğunlukla olay örgüsünün içine yerleştiriliyor.
Dolayısıyla Antik Mısır hakkında çok fazla bilgi sahibi olmanız gerekmiyor.
Tam tersine, hikâyeyi okurken öğreniyorsunuz.
Dan Brown Sevenler Paul Sussman'ı Sever mi?
Büyük ihtimalle evet.
Ama aralarında önemli bir fark var.
Dan Brown'ın romanlarında şifreler, semboller, gizli örgütler ve çok hızlı ilerleyen komplolar daha baskındır.
Paul Sussman'da ise arkeoloji ve coğrafya çok daha güçlüdür.
Çöl gerçekten çöl gibi hissettirir.
Luxor yalnızca hikâyenin geçtiği bir şehir değildir.
Kazı alanları yalnızca kahramanın gizli bir kapı bulması için oluşturulmuş dekorlar değildir.
Bunda Sussman'ın gerçekten arkeolojik kazılarda çalışmış olmasının büyük etkisi vardır.
Bu yüzden Dan Brown'ın temposunu seviyor ama hikâyenin biraz daha fazla “Indiana Jones / Mumya / gerçek arkeolojik keşif” hissi vermesini istiyorsanız Sussman çok iyi bir seçimdir.
Paul Sussman'ın Romanlarında Sizi Neler Bekliyor?
Sussman'ın dünyasında sık sık şu unsurlarla karşılaşırsınız:
- Antik Mısır ve firavunlar
- Arkeolojik kazılar
- Kayıp ordular
- Çöl keşifleri
- Eski mezarlar
- Kayıp vahalar
- Tarihî belgeler
- Binlerce yıllık sırlar
- Cinayet soruşturmaları
- Polis dedektifleri
- Kutsal emanetler
- Modern komplolar
- Orta Doğu siyaseti
- Birbiriyle bağlantılı görünen geçmiş ve günümüz hikâyeleri
Bu karışım Paul Sussman'ın imzası hâline gelmiştir.
Trajik Bir Şekilde Yarım Kalan Kariyer
Paul Sussman'ın hikâyesinin üzücü tarafı ise kariyerinin oldukça erken sona ermesidir.
Yazar, 31 Mayıs 2012'de henüz 45 yaşındayken geçirdiği anevrizma nedeniyle hayatını kaybetti. Üstelik ölümünden yalnızca birkaç gün önce yeni romanı The Labyrinth of Osiris'in prova baskısının eline ulaştığını kendi internet sitesinde heyecanla paylaşmıştı.
Arkasında çok büyük bir külliyat bırakmadı.
Fakat bıraktığı birkaç roman bile arkeolojik gerilim türünde kendine özgü bir yer edinmesine yetti. Kitapları onlarca dile çevrildi ve dünya çapında milyonlarca okura ulaştı.
Sonuç: Paul Sussman Okunur mu?
Eğer kitaplarda yalnızca tarih okumak değil, tarihin içinde macera yaşamak istiyorsanız kesinlikle okunur.
Özellikle Antik Mısır, arkeoloji, kayıp medeniyetler ve çöl gizemlerinden hoşlanan okurlar için Paul Sussman oldukça güvenli bir tercih.
Romanlarının en güzel tarafı, gerçek tarih ve arkeolojiyi polisiye bir kurgu içerisinde sunması.
Bir tarafta binlerce yıllık bir mezarın kapısını açarken diğer tarafta günümüzde işlenmiş bir cinayetin failini arıyorsunuz.
Ve çoğu zaman bu iki olayın aslında birbirinden hiç de bağımsız olmadığını fark ediyorsunuz.
Paul Sussman'ın romanlarını okumak biraz Mumya filminin macera duygusunu, Indiana Jones'un arkeolojisini ve modern bir polisiye romanın gizemini aynı hikâyede bulmak gibi.
Bu yüzden arkeolojik gerilim türünü seviyorsanız Paul Sussman'ın kitaplığınızda mutlaka bulunması gereken yazarlardan biri olduğunu söylemek hiç de zor değil.
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
2
Eh İşte
0
Harika!
1
Eğlenceli
0
Şaşırtıcı
0
Üzücü
0
Beğenmedim
0
Yorumlar (0)